Bir süredir dış eklentilerle geliştirilen ve güzelleştirilen gmail için temalar resmi olarak Gmail Blog‘da duyuruldu. Bildiğimiz üzere daha önce gmail görünümünü değiştirmek isteyen kullanıcılar firefox üzerinde stylish eklentisini kullanıyorlardı.
Fedora dün itibariyle yeni sürümünü duyurdu. Fedora 10 içerdiği yeni özelliklerinin yanısıra OpenOffice 3.0 sürümü ile beraber geliyor. İlk etapta göze çarpanlar arasında daha hızlı boot etmesi (plymouth), yeni bir güvenlik aracı ve internet bağlantı paylaşımı gibi gelişmeler bulunuyor.
Evet sayılı günler geçti ve bildiğimiz üzere Abc, Lost{.broken_link} için 5. sezonun 21 Ocak 2009’da başlayacağını açıkladı. Biraz bilgi vermek gerekirse Lost’un ilk üç sezonundan alışık olduğumuz üzere tekrar Çarşamba günleri Grey’s Anatomy’den hemen sonra saat 21:00 itibariyle yayına girecek.
WordPress ile ilgili 2.7 sürüm beklenirken 2.6.5 duyuruldu. Bir güvenlik güncellemesi ve üç hatanın giderildiği bu sürümle ilgili hangi dosyaların değiştiğine buradan bakabilirsiniz. Sadece değiştirilen dosyaları ilgili yerlere atarak güncellemeyi gerçekleştirebilirsiniz.
Daha önceden Wine ve Cedega sayesinde gnu/linux üzerinde Counter-Strike ve NFS Carbon oynamıştım. Çok sık oyun oynayan biri değilimdir. Fakat geçen hafta bir Ağ Partisine ev sahipliği yaptım.
Evet, sevgili Akademi yine yaptı yapacağını ve kendine yakışır! şekilde dağıttı ödülleri. Bazı kararlarını anlayabilsem de hala bir çoğuna anlam veremiyorum. 4 dalda ödül kazanarak No Country For Old Men geceye ağırlığını koydu, çok da hak etmese bile.
Kazananların açıklanmasına saatler kala geç de olsa ufak bir değerlendirmeyle beraber tahminlerimi aktarayım. Akademiyi anlamak ve seçeceklerini tahmin etmek çok güç. Kendileri senelerdir mutlaka bir yerlerde ilginç tercihler yapıyor, böylelikle hiç akıllara gelmeyen sonuçlar çıkabiliyor ortaya. Mesela benim için Tim Burton ve Johnny Depp’in hala heykelcik sahibi olmamaları bile Akademiye içten içe nefret duymama yetiyor da artıyor bile. Bu nedenle yazıda Akademi muhalifliği göreceğinizi anlamışsınızdır.
Kar yağar bazen acıların üstüne, örter, gizler. Unutur insanlar, hatırlanmaz sanırlar. Gün gelir yağmur yağar, rüzgâr olur, dağıtır o beyaz libası ve altındaki gerçek ortaya çıkar, insanlar hatırlar. Acının asıl sahibidir derinden etkilenen, diğerleriyse birer figüran. Öderken birileri bedelini, susuzluğu dinmez, içtikçe susar, susadıkça öder vebalini.
Evet, Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street bu tema üzerine kurulu diyebiliriz. Kısacası unutma, affetme! Yazıya başlarken hemen belirtmeliyim ki film müzikal türünü sevmeyenler için itici gelebilir. Benim içinse güzel bir deneyim oldu. Tam bir Tim Burton ve Johnny Depp hayranı olduğumdan, bu ikiliyi uzun süredir izlemediğimden, vizyona girmeden önce bir kaç tane olumlu yorum yazısı okuduğumdan film benim gözümde 3-0 önde başladı. Bu nedenle hakkaniyet sınırları içerisinde bir değerlendirme yapmam mümkün değil, kısacası yorumum objektif olmayacak.
Biraz hikâyenin temelinden bahsedelim. Sweeny Todd 1750 civarlarında İngiltere’nin Londra şehrinde, zamanın fakirliği ve çürümüşlüğünün göbeğine doğmuştur. Berber çırağı olarak başladığı meslek hayatına hırsızlık suçundan ötürü henüz çocuk denilebilecek bir yaşta, daha 14 yaşındayken ara verir. Cezasını çektikten sonra geriye döner, kıskançlığından ötürü ilk cinayetini işler ve izini kaybettirir. Daha sonra Fleet caddesinde bir berber dükkânı açar ve icraatlarına burada da devam eder. Suçunu gizlemek içinse Bayan Lowett isimli bir dulla beraber görünür ve ahaliye olan bitenleri hissettirmez. Bayan Lowett’in hikâyedeki önemli bir diğer rolü ise, Todd’un öldürdüğü kişilerin etlerini, yaptığı böreklerine malzeme yapması ve bunları bir güzelce satmasıdır. Todd’un takriben 160 kişiyi katlettiğinden bahsedilmekte. Bunu yapmak için kullandığı malzemeler elbette tıraş yaparken kullandığı değerli koltuğu ve en iyi dostları olan usturaları. İşi bittikten sonra koltuk bir anda geriye doğru katlanır ve kurbanımız bodrum katına düşer, bir başka deyişle böreklere malzeme olacağı ve pişirileceği yere. Zaten Todd’un yakalanmasına da burası neden olmuştur: Çürümüş et kokusunun yayılması!
3 yılın üzerindeki gnu/linux serüvenimde artık farklı bir boyuta girmiş bulunmaktayım. Gnu/Linux işletim sistemini ilk kullanmaya karar verdiğimde, elimden geldiği kadarı ile mevcut dağıtımları deneyip, Gentoo Linux üzerinde karar kılmış ve son 2,5 yılımı tek işletim sistemim, Gentoo’m üzerinde geçirmiştim.
Bugün Ubuntu 8.04‘ün yeni alpha sürümü çıktı. Henüz stabil olmayan bu sürümde bir çok yenilik dikkatimi çekti. Eğer herhangi bir sorununuz yoksa ve bazı şeyleri göze alıyorsanız kurmanızda fayda var, onun dışında kararlı bir sürüm olmadığını belirtmekte fayda var.
Gökyüzü tonlarında ve kahve tadında bir internet güncesi olan, "İnternet Yaşam Rehberi" olarak sunduğumuz sitemizde, ağırlıklı olarak google, twitter, android, iphone, web 2.0 ve yeni nesil internet teknolojilerinden bahsedilmektedir.