Das Keyboard alışageldiğimiz klavyelerden çok farklı bir tasarıma sahip. Klavyenin üzerinde hiç bir harf ya da sembol yok. Tamamen siyaha bürünmüş bir kaplamayla geliyor. Bunu görünce, buradaki mantığının ne olduğunu ilk başta anlamak zor oluyor tabi.
Idiocracy, 2006 yapımı bir Amerikan filmi. Tür olarak komedi olarak geçse dahi daha çok eleştirel komedi demek doğru olacaktır. Filmin giriş kısmında ortaya attığı bir tez var ve sonrasında tüm senaryo bu teze göre şekilleniyor. Buna göre zeka seviyesi yüksek ve birey olmuş insanlar üreme konusunda belirli sıkıntılar yaşıyorlar. Biraz açacak olursak bu insanlar kariyer yapmak ya da modern dünyanın yarattığı psikolojik sorunlarından dolayı çoğalamıyorlar. Hep önlerine bir engel koyup ileri bir zamana atıyorlar. Diğer taraftan zeka seviyesi ortalamanın altında olan (idiot) aptal diyeceğimiz insanlar ise çocuk yapmaya devam ediyorlar. Film buradan bir sonuç çıkarıp gelecekte insanoğlunun zeka seviyesinin ortalamanın çok altında kalacağını ve dünyayı aptalların yöneteceğini savunuyor. :)
Bu noktada filme bakacak olursak, askeriye 2005 yılında insanları dondurmak üzerine bir deney yapmak istiyor. Böylece çok önemli insanları dondurarak gelecekte onlara ihtiyaç duyulduğunda buzlarını çözmeyi düşünüyorlar. Normalde bir senelik sürece göre düşünülen bu deney için iki ortalama zekaya sahip insan donduruluyor. Ancak unutulan bu iki insan bir sene sonra değil tam 500 yıl sonra 2505 yılında çözülüyorlar. Ve aslında film burada başlıyor. Yukarıda bahsettiğim teze göre bambaşka ve tamamen aptalların yönetiminde olan bir dünyada en akıllı iki kişi olarak uyanıyorlar. Teknolojinin olduğu ama çok değişik şekilde kullanıldığı :) bir dünya. Günümüzde belki çok sık dikkat çekmeye başladığımız dejenerasyonun (özellikle şiddet ve eğilimi) seneler sonra ne hale gelebileceğini gösteren bir dünya. Bana göre Idiocracy mükemmel detaylarla bezenmiş bir film. Genelde birçok Amerikan filminde dünyada kullanılan popüler markaları arka planda görürüz. Idiocracy içerisinde de bildiğiniz birçok markayı arka planda çok farklı bir şekilde görüyorsunuz. Özellikle Starbucks :)
Filmin yönetmeni ve senaryo sahibi, daha önce MTV televizyonunda yayınlanan Beavis & Butthead’in yaratıcısı Mike Judge. Yazının devamında filmin yukarıda bahsettiğim tezini anlatan muhteşem girişini izleyebilirsiniz.
Belirtmeliyim böyle sitelere bayılıyorum. Bir Jottit{.broken_link} yazısı, boş bir metin alanı ve bir buton. Hepsi bu. Sizden hiçbir bilgi istemiyor. Kendisini kullanabilmeniz için farklı birçok sayfaya uğramanız da gerekmiyor.
Sıkca kullandığım ve sevdiğim bu hizmette yeni bir yenilik daha gelmiş. Bundan sonra sunumlarınızı da doğrudan Google Dökümanlar anasayfasından oluşturabilir yada elinizdeki sunumları karşı tarafa yükleyip değiştirebilirsiniz.
Konu başlığı biraz gazete manşeti gibi oldu ancak olması da gerekiyor, zira verilen bu cevap öyle böyle bir cevap değil resmen ülkemizdeki çarpık eğitim anlayışının bir neticesi. Ne yazık ki bu çarpık anlayış, ülkemizin merkezindeki yöneticilere, yani Ankaradaki büyüklere ait. Bu cevabı ve açıklamayı internet üstünde bir yerde bulamazsınız çünkü yazılı bir açıklama değil. Kısaca anlatalım. Güzel ülkemizin güzide şehirlerinden birindeki, düşünceli bir formatör (diğer öğretmenlere bilgisayar eğitimi veren) öğretmenlerimizden biri boş boş durmak yerine, eğitime katkım olsun diyerekten PHP kullanarak bir ‘quiz’ programı hazırlamış. Kendince güzel olduğunu düşündüğü bu programı kullanmak için de izin istemiş. Ancak Ankaradan gelen cevap
Habere başlık atarken ‘de’ ekini özellikle koyduk zira Google’ın satın almalarının ardı arkası kesilmiyor. Neredeyse senede kendi alanında zirve yapmış bir kaç tane şirketi bünyesine katan Google bu sefer de elektronik-internet güvenliği konusunda piyasada lider konumda olan Postini‘yi satın aldı.
Evet başlıktan da anlayabileceğimiz gibi ne yazık ki soyları bu şekilde tükenmeye devam ederse, çocuklarımız onları göremeyecek. Belki en iyisinden bir sonraki nesil hayvanat bahçelerinde görecektir ancak bir sonraki nesil gorilleri (Western Gorilla türü) görür mü görmez mi bilemiyorum.
Efendim biliyorsunuz günümüzde arama motorları çok önemli bir işleve sahip durumdalar. Benim bahsetmek istediğim konu resim araması üzerine olacak. Resim aramasında bakılan ilk kriterler tahmin edeceğiniz üzere resmin içerdiği veriler olmaktadır.
Ramazan ayı geldiğinde etraf ayrı bir güzelliğe bürünüyor, hoş bir telaşla beraber insan ilişkileri de had safhaya çıkıyor. Öteden beri gelen bu din ve kültür beraberliğinin belki de en güzel yaşanan ülkelerinden biridir burası.
Gündelik beslemelerimi Google Reader’den okurken bu habere takıldım. Google’un gücünü ve ulaştığı konumu gören herkes ister istemez bu piyasa’ya el atmak istiyor. Şimdi ise bir tane daha şirket ortalarda kendini gösterdi.
Gökyüzü tonlarında ve kahve tadında bir internet güncesi olan, "İnternet Yaşam Rehberi" olarak sunduğumuz sitemizde, ağırlıklı olarak google, twitter, android, iphone, web 2.0 ve yeni nesil internet teknolojilerinden bahsedilmektedir.